Gitmekle kalmak arasında sıkışmışlık ruhunu bedeninden sökmek için tüm gücüyle asılırken kalbine, üzerine çöken ağırlığın nedenini sormaya gücü bile yoktu
Sarip sarmalamak, onunla var etmek, onunla var olmak hatta yok olmak , bir damar misali dolasip her zerresinde can taşımak isterken ADAMın tedirgin parmak uçlarından içine akıttığı evcilleşme korkusu yüzünden en iyi bildiği şeyi yapmak zorunda olduğunun farkındaydı.
Tüm bu sürecin Tanrının eğlencesi olduğuna inanmasına neden olan kısmı şuydu ki, yıllarını yitirdiği,kendini tükettiği,parça parça kesip atmak zorunda kaldığı bu lanet olası şehirden gitmek için senelerini gün saymakla geçirmiş kadına son numarasını yapıyordu bu şehir..
Saatler kalp atışlarıyla yarışıyordu kadının.. zaman hızlanıyor, zaman hızlandıkça kalbi daha hızlı atıyor, kalbi daha hızlı attıkça zaman daha hızlı geçiyordu. Ve kadın zamanın son numarasının en daraldığı zaman geçmek bilmeyerek kendisini boğmak olacağını biliyordu.Bu sızının gökyüzünde bulutlara karışacak iki damla gözyaşı olmak için acelesi yoktu
Şiirleriyle yakın zamanda tanıştığı bir şair vardı kadının..
"Kendi yalnızlığına babalık edemeyenin karşısına bir üvey anne kılığında çıkar aşk "
Diyordu bir şiirinde
İşte üvey anne olmamak için gidiyordu kadın..
ADAM kendi yalnızlığına babalık yapmayı öğrenene kadar dost, sırdaş, yoldaş, arkadaş olmaya gidiyordu.
Elini uzattığında hemen tutunabileceği kadar yakında, kendine gömülmeye acıktığında bağırsa da sesini duyamayacağı kadar uzakta durmaya gidiyordu..
Karanlığın kendisinin bile bakmaya korktuğu en derin yerine gidiyordu.
ADAMın yolculuğu bittiğinde karanlıkta görmeyi öğrenmiş olmasını umarak....








--
Facebook
Facebook Group
--
www.buraknevruzoglu.com
--
No one can understand my way of life...
--
CenQ!
~thacenQ
Previous Page12345Next Page